Güncel

Avrupa İnsan Hakları Divanına Kimler Başvurabilir?

AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi): Fransa’nın Strasburg şehrindedir. Bu mahkemeye bireyler, kendi ülkelerindeki iç hukuk yolları tükenince, başvurma hakkına sahiptir.

Avrupa İnsan Hakları Divanı:

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ile kurulan uluslararası yargı yeridir. Avrupa Konseyi’ne üye olan devletlerin sayısı kadar yargıçtan oluşur. Konsey’in Danışma Meclisi, bu yargıçları üye devletlerce sunulan listelerdeki adlar arasından, dokuz yıl süreyle görev yapmak üzere seçer. Divana yalnız devletler başvurabilir. Başvuru yolu bireylere açık tutulmamıştır. Divan ancak, yetkisini ayrı bir bildiriyle kabul etmiş olan devletlerin arasındaki uyuşmazlıklara bakar.

Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’na üye devletlerin yurttaşlarınca yapılmış olan bir başvuru, komisyonca divana götürülebileceğinden (Avrupa insan Hakları Sözleşmesi m.32, 48, 54), bireysel başvuru konusu olan olayların da divanca (dolaylı biçimde de olsa) karara bağlanma olanağı vardır. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, divan kararlarının uygulanmasını gözetir.  

Avrupa İnsan Hakları Komisyonu:

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile kurulmuş yarı yargısal nitelikte olan bir organdır. Komisyon’un, sözleşmeye taraf olan devletlerin sayısı kadar üyesi vardır. Bu üyeler, Avrupa Konseyi’nin parlamenter organı olan Danışma Meclisi’nin hazırladığı listeye göre, Bakanlar komitesi’nce altı yıllık bir dönem için seçilirler.

Üyeler, komisyonda kişisel nitelikleriyle ve yurttaşı bulundukları devlete karşı da bağımsız olarak görev yaparlar. Komisyon’a hem sözleşmeye taraf devletlerce, hem de bireysel başvuru olabilir. Sözleşmeye taraf her devlet, başvurusunda, taraf olan başka bir devleti sözleşmeye aykırı davranmakla suçlayabilir. Bireylerin başvurabilmesi için iki ana koşul öngörülmüştür:

1-Aleyhine başvurulan devlet, bireylerine bu hakkı tanımış olmalıdır,

2-Komisyona başvurmak isteyen kişi, kendi ülkesindeki yargı yollarının tümüne başvurmasına karşın hakkını elde edememiş olmalıdır.

 Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’nun tam bir yargı organı olup olmadığı tartışmalıysa da, komisyon üyeleri bireysel başvurunun kabul edilebilirliği konusunda kesin karar verirken birer yargıçtan başka bir şey değildir. Komisyon, 1958’de ünlü Lawless Olayı’nda verdiği kararda da kendisini “uluslararası bir mahkeme” olarak nitelemiştir. Bununla birlikte, komisyon bireysel başvuruları inceledikten sonra, önce dostane çözüm (barışçı çözüm) bulmaya çalışır.

Böyle bir çözüm bulunamazsa, sorun Avrupa İnsan Hakları Divanı’na götürülür. Komisyona yapılan başvuru, divanın yargı yetkisini kabul etmiş olmayan bir üye devlet aleyhine yapılmışsa, bu durumda; komisyon, dostça çözüm bulunamadığı hallerde görüşünü bir raporla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne bildirir. Komisyon, sözü edilen son kararlarının bir hüküm gibi kesin ve bağlayıcı olmaması nedeniyle, yargısal değil, yarı yargısal bir organ sayılmaktadır. Türkiye 1987’de,  yurttaşlarının komisyona bireysel başvuruda bulunma hakkını kabul etmiştir.

Avrupa Konseyi (Council of Europe):

5 Mayıs 1949’da kurulan, hükümetler arası bir işbirliği örgütüdür. Buna, siyasal nitelikli,  bölgesel  bir örgüt de denebilir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’da bütünlüğün ve barışın sağlanması için başlatılan girişimlerin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Avrupa Konseyi (Andorra, Monako, San Marino ve Vatikan dışında) Batı Avrupa’nın tümünü oluşturan 21 ülkeyi bir araya getirir. Kurucu devletler: Belçika, Danimarka, Fransa, Hollanda, İngiltere İsveç, İrlanda, İtalya, Lüksemburg ve Norveç‘tir. Avrupa Konseyi’nin üyeleri, Batı demokrasisinin temel ilkelerine bağlı olduklarını söyleseler de, çıkarlarıyla uyuşmadığında demokratik gelenek ve teamülleri bir tarafa bırakabilirler.

Avrupa Konseyi’nin amaçlarını şöyle sıralayabiliriz: Üyeler arasındaki ortak ilkeleri korumak; ekonomik ve siyasal gelişme için birlik oluşturmak; ekonomik, sosyal, kültürel, bilimsel, hukuksal ve yönetimsel ortaklık kurmak; insan hakları ve özgürlüklerini koruyup, geliştirmektir.  Söz konusu amaçlara aykırı davranan üye ülkenin; üyeliği askıya alınabilir ya da üyelikten çıkarabilir.

Avrupa Konseyi’nin organları şunlardır: Bakanlar Komitesi, Parlamenterler Asamblesi, Sekreterlik ve Avrupa İnsan Hakları Divanı’dır.

Bakanlar Komitesi; üye ülkelerin Dışişleri Bakanlarından oluşur ve yönetim sorunları dışında oybirliği ile karar alır.

Parlamenterler Asamblesi ise; her üye ülkenin nüfusuna göre düzenlenmiş kontenjanı kadar parlamenterden oluşur. Parlamenterler ülkelerini değil, kendilerini temsil ederler. Kararlar 2/3 çoğunluk ile alınır. Konsey Dışişleri Bakanlarının 1950 yılında imzaladıkları Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 1954 yılında yürürlüğe girmesinden sonra, üye ülkeler hukuksal olarak bağlanmaktadır. Bu sözleşmenin yürütülebilmesi için alt kurumlar oluşturulmuştur. Bunlar; Avrupa İnsan Hakları Komisyonu (AİHK) ve Avrupa İnsan Hakları Divanı (AİHD)’dır.

Avrupa İnsan Hakları Komisyonu her üye devletin bir delege ile temsil edildiği ve üyeleri Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından altı yıl için seçilen bir organdır. İnsan haklarının ihlal edildiği gerekçesi ile kişi, kurum ve ülkelerin başvuruda bulunabildikleri Komisyon, toplantılarını gizli yapar.

Avrupa İnsan Hakları Divanı ise, Avrupa Konseyi üye sayısı kadar yargıçtan oluşur. Yargıçlar, üye ülkelerin sundukları isimler arasından Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi tarafından 9 yıllığına seçilirler. Divan, Komisyona gelen davalara, ancak yetkisinin ilgili taraflarca tanınması halinde bakar. Avrupa Konseyi, sosyal güvenlik, ekonomik ve kültürel alanlarda da sözleşmeler kabul etmiştir. Örgütün üye sayısı, 1996 başında, Rusya Federasyonu’nun da katılımı ile birlikte 40’a yükselmiştir. Örgütün merkezi, Fransa’nın Strasburg kentindedir.

Örgüt, insan haklarının yüceltilmesinde ve evrensel bir düzeye gelmesinde belli bir rol oynasa da; sistemsel, bölgesel, ulusal vb çıkarlardan arınmış, tarafsız ve adil bir yargı ve karar düzeyine ulaşamamıştır.

Çıkarlar devreye girdiğinde hukuk, insan hakları gibi temel normlar  bir tarafa bırakılabilmektedir. Belki şöyle demek daha doğru olur: Üye ülkeler kendi içlerinde demokrasiyi oturtup uygulamalarına karşın, aynı duyarlılığı diğer ülkelere göstermemektedirler. İnsan hakları ve demokratik ölçütlerin uygulanmasında toplum ve bireylerden çok devletleri, iktidar odaklarını esas alması temel bir zaafı iken, aldığı hukuksal kararları üye ülkelere uygulatamaması da diğer bir zaafıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir